Bazen insan sadece bir satır okur, birkaç cümle karalar. Fakat aslında hayatı kazananlar, işte o satırların kıymetini bilenlerdir. “Seher vakti göz gezdirdiğin iki satır, sahilde karaladığın birkaç cümle bile aklının rotasını yeniden çizer.”Kendi benliğini yıpratan yüklerin peşine düşenler değil… Başkalarının beklentilerini taşıyıp kendi yolundan uzaklaşanlar hiç değil.
Ölüm geldiğinde anlamını yitirecek dertlere tutunmak insanı yorar.

“Gün doğduğunda kaybolacak gölgelerin, eski ve ağır valizlerini ardında sürüklemek gibidir; insan bazen kendi karanlığını bile yanında taşır.” Çünkü bir ömür, geçip giden gölgelerle harcanmayacak kadar değerlidir. Kimi insanlar ürettikleriyle, sevdikleriyle, iyilikleriyle yaşar; kimi ise yanında merhameti, sevgiyi ve hasreti taşıyacağı yerde geçici lezzetlerin peşine düşer. Oysa geçici lezzet, çölün ortasında görülen bir serap gibidir; insana umut verir ama sonunda yalnızca hüsran bırakır. Böyle olunca da ruhlarını beslemek yerine sadece nefsini oyalamış olurlar. İşte bu da hayatlarını zamanla yaşanmaz hâle getirir.
İnsan çoğu zaman en ağır yükünden bir hamlede kurtulmak ister. Oysa yolun sırrı, en basit olanla başlamaktır; çünkü insan önce başarabildiğini gördükçe diğer yükleri de hafiflemeye başlar.
Oysa biraz durup bakınca şunu görür insan: Sırtındaki yükleri bırakmak, sanıldığı kadar ağır değildir. Bu farkındalık, içte yeni bir pencere açar.
İnsanın içinde, hem Âdem’i hem âlemi görebileceği bir pencere vardır; o pencere açıldığında insan hem kendini hem de varlığı yeniden okumaya başlar.
Gönlün o pencerenin önünden esen rüzgârla ferahlar. Çünkü insan, kalbini Yaratıcının sözlerine açtığında ruhu hafifler; heybeleri ise güzelliklerle dolmaya başlar.
Gözlerinizi kapatıp bir anlığına dinleseniz, değişimi hissedersiniz. Kederin, kırgınlığın, neşenin ve sevincin içinizde bıraktığı izlerin artık daha ince olduğunu fark edersiniz. “Keder artık sizi genişletmeye, kırgınlıklar zayıf taraflarınızı güçlendirmeye; neşe ise sınırlarınızı korumanıza vesile olur.”
Çünkü hafiflemişsinizdir. Ve hafifleyen kalp, hayata bambaşka bakar.
Artık biri sizi güldürdüğünde de, incittiğinde de “hoş geldin” diyebilirsiniz.
“Güldürenin de incitenin de Yaratan olduğunu bilirsin; böylece kalbine dokunan her histen sana düşen bir hisse olduğunu anlarsın.”
Çünkü içinizde şükürle genişleyen bir ruh vardır. Bu ruh, her duyguyu kabul edecek kadar olgun; her anı kucaklayacak kadar güçlüdür
AYŞEGÜL KARKIN
(02.01.2026)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder