reklam

reklam

11/04/2026

HANGİ HAL BİZE DÜŞER?

“Yağmur, gökten düşen bir su değil; kulun hâline inen bir cevaptır.


Şiddetli bir öfkeyle kapıyı çarptı ve çıktı. Oysa bu kadar sinirlendirecek bir şey söylememiştim. Ardından fırtınalı bir yağmur başladı. Öfkesi gibi, üstüne yağan yağmur da şiddetliydi. Zaten o yağmurları hiç sevmez; köşe bucak kaçar. Ben ise her damlasında ruhumun okşandığını hisseder, kollarımı açarım.

 

İkimize de zaman gerekliydi. Fırtınanın dinmesi için onun yürümeye, benim de rehbere ihtiyacım vardı.

Sakinleşmek için her zaman yaptığım gibi Kur ‘anımı açtım;
“Allah, rüzgârları gönderendir; derken bir bulut savrulur. Onu gökyüzünde dilediği gibi yayar, parça parça eder. Sonra yağmurun onun arasından çıktığını görürsün. Onu kullarından dilediğine indirince, bir de bakarsın ki yüzleri gülüverir.” (Rum, 48) 

Yaşadıklarıma ayna tutan bu ayet cama vuran sert damlaların sesi ile beni yolculuğa çıkardı.

Yağmur, kimileri için de biriktirdiklerinin taşması; yüzünü rahmete dönenler için can suyudur, ilim yolunda olanlar için ise bir tecellidir. Kalbini karartanlar içinse yüreğindeki dinmeyen sızı olur.

Her damlası parmak izi kadar farklı olan yağmur, insanda çeşitli duygular uyandırır. Başını göğe çevirip yağmur damlalarını teninde hisseden herkesin ruhunda başka bir his uyanır.

Bir yer çok ısındığında, aniden bulutlar oluşur ve kısa süreli, şiddetli sağanak yağmurları görülür. İnsan da bir ateşe düştüğünde, Yaratan ona bir yağmur gönderir: kısa ve şiddetli bir bela. Buradaki amaç, ateşe düşen kulunu uyandırmaktır.

Eğer insan, önüne çıkan ateşlere Hz. İbrahim gibi teslim olmazsa, Rabbi ona serinletici, huzur veren bahar yağmurları gönderir. Bu yağmurlar, insanın hayatında süreklilik ve bereket sağlar.

Hakk’ın sınavına teslimiyette süreklilik sağlayabilen ve şeytanın tuzaklarından uzak kalabilenler için ufku boydan boya kuşatan kararlı ve sarsılmaz yağmurlarını nasip eder. Bu yağmurlar, insanın hayatında kalıcı ve kapsamlı bir değişim yaratır.

Adil olan Allah’tan istediğin yağmur hangisiyse, insan ona göre davranmalıdır.

Çoğu kez şeytan insanı ümitsizlikle aldatır. Oysa ufku kuşatan yağmur gibi bir nasibi olanın karşısında hangi taş suyun sürekliliğine direnebilir? Hangi kir, pislik bu suyun önünde durabilir? Hangi günah, tövbe sonucu yağan rahmet yağmurundan kurtulabilir?

Birazdan dinecekti bu yağmur ve o da dolanıp gelecekti. Hep böyle olurdu.
Onun yağmurları fırtınalı ve kısa sürerdi; benimkiler ise hafif ama uzun.


Eve geldiğinde alnımdan öpecek ve 
“Senin yağmurlarında ancak çiçek açabiliriz, ben açan çiçeklerimizin yapraklarının dökerken sen sakince can suyu olup yeniden yeşertiyorsun.” diyecekti.
Bu, onun özür dileme şekliydi.

Ben de onun saçlarını kurulayıp sıcak bir çay ikram edecektim.
Ruhunu, bahar yağmurlarına hazır olsun diye usulca çapalayacaktım.

 

AYŞEGÜL KARKIN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder