reklam

reklam

12/08/2026

SIFIRLANACAK BAŞARILAR


“Mülkün gerçek sahibi unutulduğunda, başarı da insanı yanıltan bir gölgeye dönüşür.”  

Kasabanın en çalışkan insanlarından biri olan Yunus, yıllar içinde sahip olduğu her şeyi kendi emeğinin eseri sanmaya başlamıştı. Evi, işi, çevresi, sevdikleri ve kazandığı başarılar ona göre yalnızca kendisine aitti. Sabahları dükkânının kepengini açarken içinden, “Bütün bunları ben kurdum, ben büyüttüm, ben ayakta tutuyorum,” diye geçirirdi.

Yunus’un yanında çalışan Kerem, onun bu hâlini sessizce izlerdi. Kerem gençti ama gönlü derindi. Bir gün, dükkânda işler çok iyi giderken Yunus gururla etrafına bakıp, “Gördün mü Kerem? İnsan isterse her şeyi kendi gücüyle başarır,” dedi. Kerem cevap vermedi; yalnızca tezgâhın üzerindeki çatlamış aynaya baktı. Aynada Yunus’un yüzü net görünmüyor, parça parça yansıyordu.

O akşam kasabaya şiddetli bir fırtına indi. Rüzgâr sokaklardaki tabelaları söktü, yağmur evlerin pencerelerine sertçe vurdu. Sabah olduğunda Yunus dükkânına koştu. Rafların bir kısmı devrilmiş, malların çoğu zarar görmüştü. Yunus olduğu yerde kalakaldı. Daha dün her şeyin sahibi olduğunu sanan adam, bugün hiçbir şeye söz geçiremediğini görüyordu.

Tam o sırada kasabanın yaşlılarından Hacı Selim içeri girdi. Elindeki bastonuna yaslanarak raflara, kırılan camlara ve Yunus’un yorgun yüzüne baktı. Sonra sakin bir sesle, “Evlat,” dedi, “insan bazen sahip olduğunu sandığı şeylerin aslında kendisine emanet edildiğini ancak kaybetme ihtimaliyle karşılaşınca anlar.”





Yunus başını eğdi. İlk kez kendi içinde uzun zamandır susturduğu soruların sesini duydu: “Ben ardımda bırakıp gideceğim şeyleri sahiplenmek için mi yaratıldım? Bu dünyada konup göçeceksem, yanımda götüreceğim asıl kazanç ne olacak?” Bu sorular kalbine ağır ama temiz bir yağmur gibi indi.

O günden sonra Yunus değişmeye başladı. Dükkânını onardı ama kalbindeki sahiplenme duygusunu da onarmaya çalıştı. Kerem’e daha yumuşak davrandı, kazancının bir kısmını ihtiyaç sahipleriyle paylaştı, başarılarını kendi gücünden ibaret görmemeyi öğrendi. Artık her sabah kepengi açarken, “Rabbim, bana emanet ettiğin bu günü hayırla geçirmeyi nasip et,” diye dua ediyordu.

Bir gün Kerem ona, “Usta, eskiden başarıyı çok başka anlatırdın. Şimdi ne değişti?” diye sordu. Yunus, dükkânın kapısından görünen gökyüzüne baktı ve tebessüm etti. “Başarısızlıktan daha acı bir şey varsa,” dedi, “o da sonunda sıfırlanacak bir başarı için bütün ömrünü harcamaktır. Ben artık yalnızca gücümün yettiği kadarını düzeltmek istiyorum. Başarım ise ancak Allah’ın yardımıyladır.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder